TAŞINIR TESLİMİNE DAİR İLAMLARIN İCRASI

Taşınır teslimine dair ilamların icrası, özellikle boşanma kararlarında hüküm altına alınan ziynet eşyalarının iadesibakımından önem taşımaktadır. Uygulamada çoğunlukla şu şekilde bir talep formülü ile karşılaşılmaktadır: “Şu nitelikteki ziynet eşyalarının aynen iadesine, aynen iade mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsiline…” Mahkeme, HMK m.26 uyarınca taleple bağlılık ilkesi gereği, talep doğrultusunda hüküm kurmakta ve genellikle “aynen iade, mümkün olmazsa belirlenen bedelin tahsili” şeklinde karar vermektedir.

Bu tür bir karar ilamlı icraya konu edilirken doğrudan para takibi başlatılamaz. Çünkü hüküm öncelikle aynen teslimiemretmektedir. Bu nedenle takip, taşınır teslimine dair ilamlı icra şeklinde başlatılmalıdır. UYAP sisteminde alacak kısmına teknik zorunluluk nedeniyle sembolik bir bedel (örneğin 1 TL) yazılabilir; ancak açıklama kısmında açıkça “30 adet küçük altının aynen teslimi, teslim edilmemesi halinde ilamda yazılı bedelin tahsili” ibaresine yer verilmelidir.

Burada dikkat edilmesi gereken temel husus şudur: Taşınır teslimine dair ilamlı takipte öncelikle menkulün aynen teslimi istenir. Borçlu teslim yükümlülüğünü yerine getirmezse takip bedele dönüşür. İşte bu aşamada hangi bedelin esas alınacağı sorunu ortaya çıkar ve kilit düzenleme olan İİK m.24/4 devreye girer.

İİK m.24/4’e göre, taşınırın değeri ilamda belirlenmişse icra dairesinin yeni bir bedel takdir etmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, mahkeme kararında 30 adet küçük altının bedeli 100.000 TL olarak belirlenmişse, takip tarihinde altının rayiç değeri artmış olsa dahi tahsil edilecek tutar 100.000 TL olacaktır. Sürekli değer değişimine konu olan altın gibi menkullerde bu durum ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Buna karşılık, mahkeme kararında yalnızca aynen teslim hükmü kurulmuş ve herhangi bir bedel belirlenmemişse, borçlunun teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde yine İİK m.24/4 uyarınca icra memuru, taşınır malın değerini haciz tarihindeki rayice göre takdir eder. Bu durumda icra dairesinden değer takdiri talep edilir. İcra müdürü öncelikle ilgili borsa ve ticaret odalarından bilgi ister; gerektiğinde bilirkişi marifetiyle değer tespiti yaptırır. Belirlenen güncel değer üzerinden borçluya muhtıra gönderilir ve faiz, bu muhtıra tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Uygulamada bu nedenle, ziynet eşyalarına ilişkin davalarda tahsilat aşaması gözetilerek yalnızca “aynen iade”talebinde bulunulması stratejik olarak tercih edilebilmektedir. Zira mahkeme sabit bir bedel belirlemediği takdirde, icra aşamasında güncel rayiç değer üzerinden tahsil imkânı doğmakta ve böylece değer artışından kaynaklanan hak kayıplarının kısmen önüne geçilebilmektedir.

Sonuç olarak; taşınırın değeri ilamda yazılıysa o bedele bağlı kalınır, yazılı değilse icra aşamasında rayiç değer belirlenir. Ziynet eşyaları gibi ekonomik değeri sürekli değişen taşınırlar bakımından bu ayrım, icra stratejisinin temelini oluşturmaktadır.

Meryem Karagöz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir