Cezanın infazının ertelenmesi için öncelikle kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı olmalıdır. Daha sonrasında cezanın infazının ertelenmesi için öncelikle gerekçeli karar, kesinleştirme şerhi ve ceza fişi ceza kararının infaza verildiği yerin infaz savcılığına gönderilir. Bunu gören infaz savcısı ilk önce ceza miktarına ve suç türüne bakmaktadır. Eğer kasıtlı bir suç olup 3 yıl altı ceza infaz almışsa veyahutta taksirle işlenen bir suçtan 5 yıl altı bir ceza almışsa bu durumda infaz savcısı ilk önce hükümlüye bir çağrı kağıdı gönderir. Ve 10 gün içinde gelip teslim olmasını bekler. Eğer teslim olmazsa yakalama emri çıkartılır. Eğer hükümlü tarafından alınan ceza kasıtlı suçlarda 3 yılın üstü ise veya taksirli işlenen suçlarda 5 yıl ve üstü ise infaz savcılığı tarafından hükümlüye direk yakalama emri çıkartılır. Unutulmamalıdır ki İnfazın ertelenmesi kararı verilebilmesi için hükümlünün çağrı üzerine kendiliğinden gelerek infaz savcılığına başvurması gerekir. Eğer Hükümlü hakkında yakalama kararı çıkarıldıktan sonra infazın ertelenmesi yoluna başvurursa başvurusu reddedilir.
İnfazın ertelenmesi kararı, hükümlünün başvurusu üzerine hapis cezasının infaza verildiği yerin infaz savcılığı tarafından alınır.
Cezanın infazının ertelenmesi koşulları şu şekildedir:

1- Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi
Madde 17 – (Değişik: 24/1/2013-6411/4 md.)
(1) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca ertelenebilir. (2) Erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir. (3) Erteleme süresi içinde, hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak ceza derhal infaz olunur.
Bu tür sebebe dayanılarak yapılan erteleme başvurularında en önemli olan husus alınan cezanın kasten işlenen suçlarda 3 yıl veya taksirli işlenen suçlarda 5 yıl altı olmasıdır. Eğer bu şartı hükümlü sağlıyorsa kendisine gönderilen çağrı kağıdı süresi içerisinde infaz savcılığına başvurarak infazın ertelenmesini talep edebilir. Bu infaz ertelenmesi sebeplerinin varlığı halinde kesin olarak erteleme kararı çıkar demek doğru değildir. Bu konuda kanun metninden de anlaşılacağı üzere erteleme şartlarının varlığında dahi erteleme kararı infaz savcılığının takdirindedir.
2- Ceza İnfazının ertelenmesi için ikinci bir sebep ise sağlık halidir. kanun metni şu şekildedir:
Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi
Madde 16- (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.[2]
(6) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.
Burada öncelikle devlet tarafından belirlenmiş olan ve Adalet Bakanlığının sitesinde yayımlanmış olan bir Hastaneden hükümlü hakkında erteleme için bir ön rapor oluşturulur. Hükümlü hakkında düzenlenen ön rapor, eğer infazın ertelenmesi için uygun görülürse İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilir. İstanbul Adli tıp kurumu tarafından onay alınması gerekir. Eğer erteleme de talepte süre belirtilmemişse İstanbul Adli Tıp Kurumu genelde infazı 1 yıllık ertelenmesine karar uygun görmektedir.
3- Cezanın İnfazının ertelenmesi için 3. Bir sebep ise Gebelik halidir.
(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.[3]
(5) Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.
Gebelik durumda madde hükmü açık olup doğum süresince ve doğumun ardından 1 yıl 6 ay daha hükümlü hakkında ceza infazının ertelenmesine karar verilebilir.
4- Cezanın infazı ertelenmesi için dördüncü ve son durum ise askerlik halidir.
Bu durumda 1111 sayılı kanunun 39. maddesinden kaynaklanır. Bir yıl altı cezalarda cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi zorunlu iken bir yıldan fazla alınan cezalarda ise infazın ertelenmesine karar verilmez ilk önce ceza infaz edilip daha sonrasında askerlik görevi yaptırılmaktadır.
İnfazın Ertelenmesinin Mümkün Olmadığı Haller Nelerdir?
Kanuna göre aşağıdaki hükümlüler hakkında cezanın infazının ertelenmesi kararı verilemez (İnfaz kanunu md. 17/6):
- Örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlardan hükümlü olanlar (Siyasi suçlar dahil),
- Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan hükümlü olanlar,
- Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler,
- Disiplin veya tazyik hapsi nedeniyle hükümlü olanlar.
Ceza İnfazının Ertelenmesine İlişkin Yargıtay Kararları
Akıl Hastalığı Nedeniyle İnfazın Geri Bırakılması
Hükümlünün hakkında verilen mahkumiyet kararının infazı aşamasında akıl hastalığına tutulması halinde, infazı yapan Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlü hakkında akıl hastalığına tutulduğuna dair Adli Tıp Kurumundan yada Adli Tıp Kurumunca onaylanmak şartıyla Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarından rapor aldırılması, cezasının infazının geri bırakılması yönünde karar verilmesi ve hükümlünün iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57. maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınması, geri bırakmanın devam edip etmeyeceği ve hükümlünün sağlık durumunun takibine ilişkin işlemlerin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılmasının gerektiği anlaşılmakla, somut olayda bu maddeye göre değerlendirme yapan mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki bu karara yönelen kanun yararına bozma isteyen düşünce yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi gerekir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2016/3844 E. , 2017/158 K.).
Hamilelik (Gebelik), Doğum ve İnfazın Ertelenmesi
5275 sayılı Kanun’un 16/4-5. maddesinde, “(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur. (5) Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.” şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran,
Hükümlü hakkında yapılan işlemler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, hükümlünün kapalı ceza infaz kurumu dışında gebe kalmasını müteakip, 17/07/2020 tarihinde doğum yaptığı, 10/03/2021 tarihli nüfus kaydına göre anılan tarihte doğan çocuğu sağ olup, çocuğunun hükümlüden başka birisine verildiğine ilişkin dosya kapsamında başkaca bir bilgi bulunmadığı, bu halde hükümlü hakkında, 5275 sayılı Kanun’un 16/5. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı gibi, doğum yaptığı tarih dikkate alındığında anılan Kanun’un 16/4. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, hükümlünün cezasının ertelenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir (Yargıtay 1CD – Esas : 2021/9888 Karar : 2021/12928).
İnfazın Ertelenmesi Talebinin Reddine İtiraz
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün İstemiyle İnfazın Ertelenmesi” başlıklı 17. maddesinde kesinleşmiş mahkûmiyet cezalarının hangi şartlarda ertelenebileceği hüküm altına alınmış olup, erteleme veya infaza ara verme konusunda karar verme yönünden infazı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığına tamamen takdir hakkı verildiği, infazı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığının hükümlünün infazın ertelenmesi yönündeki istemini olumlu veya olumsuz şekilde karara bağlamış ise bu karara karşı yasa yolu öngörülmediğinden, infaz hakimliğinin itirazın usulen reddi kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır (Yargıtay 1CD Esas : 2021/75 Karar : 2021/12921).